Güzeller ve Lahitkaya’ya doğru

“Sirta ulastigimizda bes kisilik dag kecisi ekibin bizden once zirveye dogru ilerleyislerine tanik olduk. Uzun boynuzlari ile kayadan kayaya sekerek bir sure yatay gecis yapmalarini ve zirve noktasinda kayboluslarini izledik. Defalarca Aladaga gelmeme rağmen ilk kez gordugum bu muhtesem manzara karsisinda buyulendim.”

Nigde otogarinda aractan indigimizde, oldukca guzel bir hava ile karsilastik. Sabahin pek erken olmayan bir saati olmasina ragmen belki de ramazanin etkisi ile bir cok isyeri henuz kapisini acmamisti.
Sicak bir corba icmek umudu ile caddeler ve sokaklar arasinda arayisa baslamadan once sirt cantalarimizi Camardi minübüsüne teslim ettik. Ve corbacı arayısımız basladı. Ramazan dolayisi ile lokantalar, corbacilar kapaliydi. Gözümüze kestirdigimiz bir pastaneden iceri dalarak, kahvaltimizi pogaca ve simit ile yapmak zorunda kaldik. Sıcak çorba hayal oldu.

Cukurbag’a yaklastigimizda uzaktan gorunen zirvelerde bulutlar geziniyordu. Ve aralarindan bir onceki gece yagan mevsimin ilk karı, hosgeldiniz mesaji iletir gibiydi.

Yol ayiriminda Mehmet traktoru ile bekliyordu. Çantalarimiz minübüsün üzerinden hic yere inmeden traktorun uzerine indiginde, Mehmet bahceden topladigi kirmizi kirmizi elmalarla karsiladi bizi. Ve donuste gec kalmayin bahcede toplanacak cok elma var mesaji ile yerine oturdu, Sarimehmetin yurduna dogru kirdi direksiyonu.

Gozlerimiz zirvelerde gezinen bulutlarda, traktorun sallantisina biraktik kendimizi.

Sarimehmetlerde bulusacagimiz Rüstü’yü beklerken bir kayada calismalar yaptik bir sure. Once iple inis, sonrada indigimiz yerden tirmanislar. Bu arada Ankara, Mersin ve Antalya’dan bir araya gelerek Alaca ve Kaldi’ya tirmanis yapmaya gelen bir ekiple karsilastik. Rustu geldiginde fazla vakit kaybetmeden, yanimizda olan fazlaliklari Rustu’nun arabasina birakarak tekrar traktordeki yerimizi aldik ve bizi goturecegi son noktaya dogru Aladagin tek yesil bolgesini iki yanimiza alarak yola ciktik.

Son nokta ayni zamanda bir koyun surusunun yatagi idi. Ve yavas yavas kapatmaya baslayan havada son hazirliklarimizi yaparak Mehmetle vedalasip sirt cantalarimizi yuklendik. Tek sira halinde patikada yuruyuse basladigimizda yağmurda ilk damlalarini uzerimize birakmaya basladi.
Bir damla bir damla daha derken agir ve tempolu yagisin altinda Aksam Pinarina dogru yuruyusumuz tempoyu yakaladi.

Aksam Pinari’na ulastigimizda yagmur basladigi gibi birden kesildi. Sag yanimizda Parmak kayanin buyuleyici guzelligini seyredirken bir sure soluklanip Sulagan Keller’e (Vali Konagi) dogru yuruyusumuze devam ettik. Hafif meyille yukselmeye baslayan patika, kamp yerine kayalardan yaptigimiz dik bir cikis ile sona erdi.

Bulutlarin arkasinda kaybolan gunesin sicakligi artik hissedilmiyordu. Ve hizla cadir kurma ugrasina giristik. Rustu ve Hakan cadir getirmemislerdi. Bivaklayacaklardi.

Karanlik yavas yavas inmeye basladiginda Levent ve Hasan suyun akip akmadigini kontrol etmek icin yukariya dogru yollandilar. Bir sure kaynagi arayip bulduklarinda damla damla akan suda uzun ugraslar sonucunda biraz su doldurabilmislerdi. Ve artik hava kararmis, uyku vakti gelmisti. Yorulan bedenlerimizi saat 02.00’ye kadar dinlendirip sonra zirveye hareket edecektik. Hareket saat 03.00 olarak belirlendi Hakan tarafindan. Kalkigimda kolaylik olsun diye yiyeceklerimi hazirladim once. Sonra sirtcantamda gotureceklerimi yerlestirerek uyku tulumunun fermuarini iyice cekip kendimi uykuya teslim ettim.

Cadirda baska bir nefes daha olsaydi diye düsündüm once. Sonra uzaklara daldi gitti düsünceler ve bir cift göz geldi durdu karsima, uyumusum.

Telefonumun saati caldiginda tulumdan cikmak istemedi canim bir sure, her zamanki gibi. Sonra agir agir kalkip giyinerek ocagi yakip cayimi demledim. Butun ekip cadirlarin disinda toplanip yürüyüs basladiginda saat 03.15’i gosteriyordu.

Guzeller’in etegine gelip kapidan girdigimizde gun yeni aydinlanmaya baslamisti. Yeryer kar birikintileri vardi. Ve toprak donmustu. Kapidan girip bizi karsilayan iki kaya etabi sorunsuz astik. Sirta dogru dik bir sekilde yukselmeye devam ederken son yildiz ve parlakligi kaybolmaya baslamis ay sanki iyi faaliyetler der gibiydi. Ve biraz sonra ikiside yok oldu.

Sirta ulastigimizda bes kisilik dag kecisi ekibin bizden once zirveye dogru ilerleyislerine tanik olduk. Uzun boynuzlari ile kayadan kayaya sekerek bir sure yatay gecis yapmalarini ve zirve noktasinda kayboluslarini izledik. Defalarca Aladaga gelmeme rağmen ilk kez gordugum bu muhtesem manzara karsisinda buyulendim.

Sonra bir sure artik sicakligini yollamaya baslayan gunesin altinda oturarak cevreyi seyrettik. Yanimizda zirveye tasimaya gerek duymadigimiz cantalarimizi burada birakarak yolumuza devam ettik. 07.45’te yedi kisiden olusan butun ekip ile zirvedeydik. Kaldi’nin nefes kesen goruntusu muhtesemdi. Cevre zirveleri haritadan tesbit ettik tek tek.

Uzun bir sure zirvede kaldiktan sonra cantalarimizin yanina geri donerek birseyler atistirdik ve termoslardaki cayimizi yudumladik sicak sicak.
Tirmanisa basladigimiz kapi sonrasinda bizi karsilayan iki kaya etap iniste biraz hızımızı kesti. Sorunsuz bir sekilde kayalari inip carsaga ulastigimizda, Rustu Lahitkaya’ya gelmeyecegini soyleyerek kampa dogru agir agir uzaklasti. Bulundugumuz yerden bir sure Lahitkaya’yi süzdük ve Guzeller canaginin hangi noktasindan daga girebilecegimizin hesaplarini yaptik. Ve yolumuza devam ettik.

Dagin etegine geldigimizde soldan yukselen carsaktan degilde dikine kayalara vurmayi tercih ettik. Yukariya ulastigimizda hafif hafif yukselerek sag tarafa zirveye dogru ilerledik. Bizi karsilayan kucuk bir kilcigi gectikten sonra saat 11.20 de zirvedeydik. Kaldi buzulu buradan daha net gorunuyordu. Yine buradan uzaklarda kampimizi gormek mumkundu. Hatta kampa ulasan Rustu ile bagirarak haberlesmek bile mümkün oldu.

Sonra inise gectik. İnisi Guzeller Canagindan degilde soldaki kayalardan sıyırmalik bogazinin girisine ulasarak yaptik. Ve bogazdan saga dogru yukselerek bizi Vali Konagi’na goturecek patikaya ulastik. Saat 03.15’te baslayan faaliyetimizin tirmanis bolumunu 14.15’te kampa ulasarak tamamlamis olduk. Sonra biraz dinlenip acele ile birseyler atistirdiktan sonra kampi toplayip yola revan olduk. Aksam pinarinda Alaca ekibi ile karsilastik. Onlarda toplaniyordu. Ve sadece alacaya gidebilmislerdi.

Bulusma noktasinda Mehmet traktor ile bekliyordu. Cantalarimizi yerlestirip yola ciktigimizda biran once koye ulasip elma bahcesine ulasmak elimizi yuzumuzu yikamak istiyorduk.

Ve Cukurbag. Toplayamasakta elma bahcesinde kirmizi elmalar arasinda biraz vakit gecirmek, uzaklarda sevdiklerimize iyiyiz mesajini iletmek; bizi Nigde’ye goturecek minübüsü beklerken yaptigimiz son seyler oldu. Sonra otobüse yetisme telasina, araca binmeden once karnimizi doyurabilmek icin zaman yaratma telasi eklendi…

Saat 19.10. 20 dakika sonra otobusumuz kalkacak. Garajda bir lokantada hizli hizli yemegimizi yedikten sonra otobusteki koltuklarimiza kendimizi birakiyoruz.

İstanbul’a sabah ulasmis olacagiz. Ve oturdugumuz bu koltuklar butun bir gece yorgunlugumuzu alacak yatagimiz olacak.

Yeni zirveler, yeni kesifler icin yolumuz Aladaglar’a hep dusecek. Yüzümüzde zirvenin gulumsemesi hic eksik olmasin…

Cem Ergun