Category Archives: Faaliyet hikayeleri

Beden artık Ağrı’da değildi

Gecenin karanlığında birer birer çadırlarından süzülen ekip toplanma merkezi olarak belirlenen yemek çadırının yanında bir araya gelmeye başladı. Son gelen kişi, Franco’nun kendini iyi hissetmediğini ve zirveye gitmeyeceğinin bilgisini rehberlere iletti. Franco 69 yaşındaydı. Yeni coğrafyalar görmek, onların yüksekliklerine tırmanmak uzun zamandır iyiden iyiye keyif aldığı bir uğraştı. Bu nedenle arkadaşlarının Ararat’a gideceğini duyduğunda hiç tereddütsüz gitme kararı almış ve… (devamı)

Cebel’in başını gördük kıçına gidemedik…

Sanki hiç tırmanmamış gibi kendimi dağ yoksulu hissediyorum iyiden iyiye… Nerede ise bir sene olacak gözleri dağların koynunda açmayalı… Gürcistan ve Kazbek tırmanışı sonrasında ve yakın zamanın da Hasan Dağı’nı sığdırmış ve sonra ölü hücreler gibi kendimi zamana bırakmıştım bir ara uyanmak üzere… Şimdi uyanma zamanı. Ve çok özledim dağları. En çokta milyonlarca yıldızın parladığı o gizemli gökyüzünü… Gökyüzünde arada… (devamı)

Gökteki yıldızlar avuç avuç parladı

Ondört kişiden oluşan İstanbul çıkışlı ekibimizle  saat 22:30’da şehri terkettik. Çamardı’nda yapılan kahvaltıdan sonra, Çukurbağ’da Mehmet’in evinde Gözde ve Cihan ile buluştuk. Ekibe katılacak Enis ve Ertan Dipsiz Göl bölgesinde attıkları kamptan dönmemeleri üzerine faaliyete onlarsız devam etmeye karar verdik… Sakartaş sırtlarına kadar, Karayalak Vadisi’ne inmek üzere traktör ile yola devam ettik. Traktörü terkettiğimiz yerde, yanımızda ki küçük çantalara ihtiyacımız… (devamı)

Bulut şapkalı bir dağ – Hasan Dağı

Dağ kokusunun artık iyice burnumuzda tütmesi üzerine 9 kişiden oluşan ekibimizle İstanbul’dan bir akşam üzeri yola çıktık. Yılın ilk kış tırmanışı olacaktı ve dağların beyazlığını özlemiştik… Sabahın erken saatlerinde ulaştığımız Aksaray henüz güne yeni uyanıyordu. Sokaklarda koşturan iş telaşlı adımlar, uykulu uykulu açılan kepenkler sabahın ve dağın soğuğunu taşıyordu güne. Ve Hasan dağı uzaktan dumanlı başı ile doğan güneşin ışıklarını… (devamı)

Yanan çadırın hikayesi…

“…yüzüm dağa dönük, dışarıda her an sesini artıran rüzgârın hızında, uyku tulumunun içinde ısınmaya çalışırken, duyduğum sesle yerimden doğruldum. Çadır arkadaşımın da onayladığı ses “yanıyoruz” diye haykırıyordu…“ Sabahın erken saatlerinde indiğimiz oteller bölgesinden, şimdilerde yerinde artık olmayan madenin yakınına kadar telesiyej ile yükselmiştik. Hava o kadar rezildi ki, kış temel eğitimi için dağa gelen kırk kişilik ekip yürüyüş koluna geçtiğinde,… (devamı)