Tag Archives: dağcılık

Dermanı yok bilirim…

Akşam erken indi çadırımın üzerine. Dışarıda önceden gelişini haber veren yağmur, önce bir bir damlamaya başladı. Sonra bir damla, sonra bir daha, sonra her an artarak… Güneş henüz kaybolmaya başlamıştı ve daha biraz önce günbatımın fotoğraflarını makinalarımız ile resmetmiştik. Bulutlar dolu doluydu, sis dağların üzerine bir inip bir kalkıyordu ve uykum sessiz sessiz geldiğini haber veriyordu… Daha biraz önce gecenin… (devamı)

“Üşüdü bir rüzgarından bulutun…”

“Seneler, seneler evveldi” miydi? Anımsamıyorum. Tek anımsadığım adının Annabel lee olmadığı ve bir deniz ülkesinde yaşamadığı… Bozkırın bittiği, o uzanılası zirvenin başladığı yerde, çıplak bir kısrağa binerken hatırlıyorum nedense hep onu. Çıplak, koşumsuz, alnında akıtma olan o kısrağa sıçrayışını. Uçtuğu yer Hozat önü değildi. Uzanılası zirvelere uzanamadığı, değilesi beyazlıklara dokunamadığı, kadrini bilmeyen dost dağların eteği gibiydi. Ve bir sıçrayışta atlamıştı… (devamı)

Emler Batı Yüzü Çift Kat Kulvarı

Karayalak Vadisi’ni, Yedigöller’e bağlayan kapıya yakın bir yerlere kampımızı kurduktan sonra küçük bir keşif yapmak üzere yola çıktık. Gireceğimiz rotanın son noktalarını geçen bahar farklı bir rotadan, Kayacık zirvesi üzerinden tırmandığımız için biliyorduk. Ama bu gireceğimiz rota hakkında daha önce tırmanıldığına ilişkin bir kayıt veya rapor göremediğimizden, bizim için tam bir bilinmezdi. Ben, Hayri ve Ozan küçük bir keşif için… (devamı)

Issız dağlar, bir de ben…

Çukurbağ’ın sessiz, elmaları toplanmış, yaprakları sararmış bahçelerinin arasından görünen Demirkazık’a doğru bakınca seni gördüm. Oradaydın. Uzaklarda, ıssız ve bir başına… Uzandım, sarıldım… İçime çeker gibi bastırdım göğsüme bedenini, yarıp göğsümün içine çeker gibi… Mutlandım. Dağların güzelliğini ve seni, kokunu özlemişim… Sanki şehirde yokluğunun farkında değilmişim gibi özlem burada nedense daha ağır basıyor. Dokuz kişiden oluşan ekibimizle, traktörün üzerinde Martı mahallesinden… (devamı)